Aşağıda okuyacağınız olay yaşanmış bir hayat kesitidir. Yakın dostumun başından geçen bir olay.
Çocuk eğitiminde, adilce davranmanın ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Önemsiz diyerek, tutumlarımızı sürdürmenin bize çok pahalıya mal olduğunu göstermesi açısından olduğu gibi aktarmayı uygun gördüm. Ayrıca alınması gereken ders de maddeler halinde çıkarılmaya çalışılmıştır.
Seni bu denli yıkan olay ne idi?
Aradan yıllar geçmesine rağmen, dostum, art niyeti olmadığı halde yine de hata yaptığını yana yakıla anlatmıştı bana. “Oğlumun ergin bir çağa eriştiğinde bana karşı tavır takındığını gördüğümde anlamıştım adaletsiz davrandığımı. Niyetimin temiz olması işe yaramadı.” demişti. “Ne oldu da bu denli seni içten yıkmış geçmişteki bir olay?” dedim. Dostum iyimser biriydi, basit olayları büyüten değildi ve üstelik çocuklarla nasıl ilgileneceğini bilen eğitimli kişiliğe sahipti.
Pedagojinin ön gördüğü kurallardan yakından haberi vardı. “ ‘Aslında çok önemli bir olay değildi şimdi benim pişmanlığıma neden olan dedi ve hikayenin ipuçlarını anlatmaya başladı: “Oğlum kız kardeşinden üç yaş büyüktü. Kız kardeşi doğduğunda kıskançlık belirtilerini hiç göstermedi. Hatta sanki onun doğumundan sevinmişti. Annesi ile ben bu tavrına seviniyorduk. Bebeği kucağına alıyor, seviyor ve bize karşı da korur bir pozisyona giriyordu. Öylesine ki biz bebeğe göstereceğimiz her ilgiden sevineceğini sanmıştık. Yıllar geçti; kızım sinir nöbetlerine tutulmuştu. Ne yaptıysak onu bu huyundan vazgeçiremedik. Annesinden çok ben onunla yakından ilgilenmeye başladım. Nerden kaynaklandığını öğrenmek için adeta derin bir araştırmaya girdim. Kızımla ilgilenmem esnasında iyi bir uzmanlık yaptığımı söyleyebilirim. Ama bu arada oğlumla fazla ilgilenmediğimi de itiraf etmek zorundayım. Sorunlu olan kızımdı çünkü; zamanlarımı ona ayırmıştım. Doğaldır ki bu boşlukta oğlum annesine yönelmişti. Kızımın sinir krizleri karşısında oğlumun annesine yönelmesini de fazla görmüyordum.”
Haklı da olsam yanımda yer almıyordu
“Gel zaman git zaman, oğlum saygın bir üniversiteyi kazanmış, kızım da lisede okuyordu. Benim kızımla ilgilenmem sürüyordu. Sorunları gün geçtikçe eriyip gidiyordu. Kızımla ilgilenmem iyi bir düzeye de çıkmıştı. Bu beni sevindiriyordu elbette. Sorunlu olan kızım olduğu için, erkek çocuğumun içten içe büyüttüğü kıskançlığının ya da bana olan kininin farkında olmadım. Bana karşı davranışlarındaki yavanlığını da görüyordum; ama bir soruna dönüşeceklerini hiç de düşünmemiştim. Oğlumun üniversiteden mezun olacağı sıralarda, aile ortamı ya, basit de olsa, ailemiz içinde bazı olumsuz olaylar oluyordu. Önemsiz olan bu olayların hiçbirinde oğlum haklı olsam bile benim yanımda yer almamış, her zaman annesine taraf çıkmıştı. Kızımın ise haklıdan yana tavır takındığını gözledim; yani çoğunlukla benim yanımda yer alması karşısında ara sıra da olsa haklı olan annesine destek verip beni ikna etmek için uğraştığını görüyordum. Bu beni sevindiriyordu tabii. Objektifliğini için için alkışlıyordum.”
Alttan alıyordum
“İşte ailedeki fikri de olsa bu tartışmalardan sonradır ki, oğlumun kıskandığını, benimle olan iletişiminde resmi davrandığını ve hatta bazen de bana karşı tavır takındığını gözlemeye başladım. ‘Kaş yapacağım yerde göz mü çıkardım acaba?’ diye demedim değil. Birini onarken diğerini yıkmak böyle olur herhalde.
Kızım sorun olmaktan çıktı. Şimdi sorun olan oğlumdu. Kızımla ilgilendiğim gibi oğlumla ilgilenebilmek için vakit şok geçmiş olduğunu da biliyordum. Oğlumun bana olan güveni sarsılmıştı. Söylediğim her şeye mutlaka bir şerh koyduktan sonra “evet” diyordu. Nerden kaynaklandığını da biliyordum. Küçük yaşlarda ilgilenmediğimin, daha çok kızımla ilgilendiğimin öcünü alıyordu besbelli. Ona karşı benim yapacağım tepki vermememdi. Vermiyordum ve her tartışmada alttan alıyordum. Bu da ihmalliğimin bedeliydi, ne yapayım.” “Mezun olduktan sonra bir iş kurdu oğlum. Benim fikrimi asla almadı. Daha çok annesiyle istişare ediyordu. İşinde öyle bir aşamaya gelindi ki, bir iflasın alarmını verdiğini anlamıştım. Bir şey soracak ve bir öneri getirecektim. Beni işten anlamamakla itham eder bir pozisyona girdi. Üstüne fazla gitmedim. Anladım ki bu kritik dönemde de benden öç almak istiyordu. Korktuğum çok kısa bir süre sonra oldu; yani iflasın eşiğine geldi. Bir süre daha çırpıntı; ama iflastan kurtulamadı. Hem kendisini ve hem de bizi büyük sıkıntılara soktu. İflasın günümüz ticari hayatın gereklerinden olduğunu biliyordum; bundan da dersler alacağımızı da… Üzüldüğüm tek nokta, küçüklükte ona ilgi gösterememiş olmam. Borçlar dağ gibi olduğunda, “baba şimdi ben ne yapacağım?” demesi, benim içimi kavurmuştu. Artık elimden ne gelmişse esirgemedim. Günlerce adliye kapılarında mahkeme günlerini tespit ediyordum. Bu ara tek olan evimizin haciz olduğunu da söylemeliyim. İnan ki buna hiç mi hiç üzülmedim.
İlle de adil davranmak!
Yaşanan bu uzun hikaye, elbette bize çocuklarımızla ilgili önemli ipuçları vermektedir. Çocuklarımız nasıl bir görüntü sergilerlerse sergilesin önemli olan bizim takınacağımız tavırdır. Anne-baba bu noktada yanılır hep. “Benim çocuğum çok ağırbaşlıdır” diyerek, hiçbir zaman tepki vermeyeceğini sanırız. Sonra günün birinde patlayacağını hesaba katmadan ve ona aşırı güvenerek ya da onu görmezden gelerek istediğimiz gibi davranırız. Bu noktada samimiyiz de. Ama sonra ne olur? Sonra olan, hiç hesaba katmadığımız çocuğumuzun bize karşı takındığı tavır. Farkına vardığımız anda iş işten geçer. O halde bize düşen çocuklarımıza karşı adil davranmamız. Çocuklarımızdan birine nasıl ilgi duymuşsak diğerine aynısını duymamız; birine ne almışsak diğerine aynısını ya da aynı değerde olanı almamız… Onlarla konuşmakta, mimik hareketlerimizde de adaleti gözetmemiz önemlidir. Çocuk en küçük ayrıntıları hesaba katar; onları ölçer, biçer ve anlamlandırır. Eşit davranmamak çocukta başka yıkıcı duyguları da tetikler. Durup dururken onlar da atağa kalkarlar.
Uygunsuz hareketlerinin ardı arkası gelmez. Nerden kaynaklandıklarını da bilemez anne-baba. Oysa onların çocuklarına eşit davranmadığının sonucudur bütün bunlar. Bir çocuğumuzla biraz fazla ilgilenelim, diğer çocuğun bundan etkilenmesi an meselesidir. Bize göre önemsiz bir davranış olabilir; ama çocuk için ikinciliğe düşmesi büyük bir şeydir. İçin için çok şeyler kurmaya başlar. Ebeveyninden ilgi duyulan kardeşine kadar herkese olumsuz davranışların içine girer.
Nedir bu olumsuz davranışlar?
Dilerseniz, maddeler halinde, ama en önemliler üzerinde duralım:
1- Başta, ebeveyni tarafından ilgi duyulan kardeşe karşı diğer kardeş kıskançlık besler. Eşitliğin yaşanmadığı ailelerde çocuklarda en çok yaşanan bu tür kıskançlıklardır. Kıskançlık, sinir krizlerine neden olur. Durup dururken ağlamalar, yaramazlıklar, hırçınlıklar hep bu önlenmeyen kıskançlığın yüzündendir. Ailenin huzuru kaçar. Ama bir türlü anne-babanın adaletsiz tutumlarından kaynaklandığı da bilinmez. Kıskanç çocuğun üzerine gidildikçe işin içinden çıkılmaz bir hal almaya başlar.
2- Anne-baba tarafından ilgi duyulan kardeşe diğer kardeş düşmanlık duyar. Bazen bu hiç belli olmaz. İçinden kin duyan çocuk kardeşini yalnız yakaladığında yapacağını yapar. Böyle bir durum sezildiğinde anne-baba ilgi duydukları çocuğu yalnız bırakmamaları gerekir. Ama en iyisi adaletsiz tutumlarından vazgeçmeleridir.
3- Bir kenara itildiğini hisseden çocuk, anne-babanın tepkisinden çekindiği için duygularını dolaylı olarak açığa vurur. Mesela, durduk yerde ağlar, hırçınlık gösterir, öteberiyi kırar ve döker; tam tersi içine kapanır, seslenildiğinde cevap vermez gibi hoşlanılmayan davranışları sergiler. Anne ile baba, bu tür çocuğunun huysuzluklarından ha bire şikayet eder dururlar. Oysa kendi davranışlarına dikkat etseler, belki de sorunun çözümüne çok yaklaşmış olurlar. Aile içinde eşit muamele görmeyen çocukların hırçınlıkları bu kadar değil elbette. Daha birçok olumsuz davranışları sergileyerek ailelerin huzurunu bozarlar. Sevgiye doymayan çocuklar büyüdüklerinde de agresifliklerini ya da ilgisizliklerini sürdürmüş olurlar.
Sonuç: Ebeveyne düşen objektiflik Anne-babaya düşen, çocuklarına karşı ilgilerini eşit bir şekilde göstermeleridir.
Çocuktan çocuğa fark var elbette; ama farklı sevgi de olsa, bunu göstermekten son derece sakınmaları lazım. Çocukların dikkatinden hiçbir şey kaçıramayız. Bu nedenle bütün çocuklarımıza karşı objektif davranmak yerinde olan bir davranıştır.












